Unutmaya çabalıyordu. Kendini, kendisiyle birlikte bu ıssız kasabaya gelmeyi reddeden ve hâlâ boşanamadığı karısını, karısından yana çıkıp cadının yanında yer alan çocuklarını. Yapayalnız yaşıyor ve içiyordu işte. Bu kuş uçmaz kervan geçmez yerde elden düşmüş bir daktilo gibi kendini tozlanmaya terk etmişti.