Mi

Mi
@_Kelid_
14 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
4/10
·400 syf.··
2025 6. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2025 20:45
Libby bir dönem ülkenin en kilolu genç kızı olarak haberlerde bile yer almış, annesinin ani ölümüyle büsbütün hayata küsmüş bir genç. Yıllar süren yalnızlık, evden dışarı çıkamama ve insanların acımasız bakışları onu derinden yaralamış. Ama o, toparlanmak ve yeniden hayata dönmek için cesur bir adım atıyor: Lise hayatına geri dönüyor. İçten içe korksa da “artık görünür olma zamanı” diyor. Diğer tarafta Jack Masselin var. Okulun popüler, herkesle şakalaşan, dışarıdan özgüvenli görünen çocuğu. Ama Jack’in sırrını kimse bilmiyor: Prosopagnozi denilen bir rahatsızlığı var, yani yüz körü. Tanıdığı insanların bile yüzlerini ayırt edemiyor; bazen en yakınlarını bile kalıplardan, saçlardan, kıyafetlerden tanımak zorunda kalıyor. Bu yüzden hep maskeler takıyor, “cool çocuk” rolü yapıyor. Libby ile Jack’in yolları okulda kesişiyor. Bir olay sonucu ikisi “ceza grubu”nda aynı görevi yapmak zorunda kalıyorlar. Başlangıçta aralarında mesafe var. Ama zamanla birbirlerinin dışındaki kalıpları değil, içlerindeki yaraları görmeye başlıyorlar. Jack, Libby’nin cesaretine ve içtenliğine hayran kalıyor. Libby de Jack’in aslında göründüğü gibi kayıtsız değil, içinde yalnızlık taşıyan biri olduğunu fark ediyor. Bu karşılaşmalar sayesinde Libby, yıllardır içinde biriktirdiği utanç duvarlarını aşmayı öğreniyor; Jack ise sırlarını paylaşmaya, maskesini indirmeye başlıyor. Roman boyunca ikisi birlikte küçük yolculuklara çıkıyor, birbirlerinin dünyasına dokunuyor. Libby, "ben kimim?" sorusuna cevap ararken, Jack de "beni gerçekten gören var mı?" sorusuyla yüzleşiyor. İlişkileri aşkın ötesine geçen, hayatlarını dönüştüren bir bağ haline geliyor. Ama hayatları pürüzsüz değil. Okulun acımasız öğrencileri, aile baskıları, geçmişin izleri ve Jack’in yüz körlüğü onları sürekli sınıyor. Bir noktada
Tut Ki Seni SeviyorumJennifer Niven · Pegasus Yayınları · 2018308 okunma
Reklam
9/10
·168 syf.··
2025 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 18:07
Kitap, sıradan gibi görünen bir memur olan Raif Efendi’nin geçmişte yaşadığı derin bir aşkın ve içsel yalnızlığının hikâyesidir. Anlatıcı, Raif Efendi’yle aynı iş yerinde çalışır ve onun sessiz, silik biri olduğunu düşünürken; bir gün Raif’in defterini bulur ve bambaşka bir hayatla karşılaşır. Defterde anlatılanlar, Raif Efendi’nin gençliğinde sanat eğitimi için gittiği Berlin’de başlar. Burada, bir resim sergisinde "Kürk Mantolu Madonna" adlı tabloyu görür ve tablodaki gizemli kadına adeta saplantılı bir ilgi duymaya başlar. Ardından bu kadının, ressam Maria Puder olduğunu öğrenir. İkilinin yolları kesişir, zamanla aralarında alışılmışın dışında, derin bir dostluk ve aşk gelişir. Maria, duygusal olarak kendini korumaya çalışan, güçlü görünen ama kırılgan bir kadındır. Raif ise içine kapanık, utangaç ama çok yoğun duygular besleyen biridir. Bu aşk, her ikisinin de hayatında iz bırakacak kadar derin ve etkileyicidir. Ancak olaylar hiç de masalsı bir şekilde ilerlemez. İkisinin de iç dünyası, geçmişi ve korkuları ilişkilerini sürekli sınar. Ve sonunda Raif, geri dönmek zorunda kalır. Maria ile olan ilişkisinin nasıl sona erdiği ya da neden bir daha onunla görüşmediği kısmı, romanın en can yakıcı yönlerinden biridir — ve işte bu noktada asıl kırılma yaşanır. Raif’in hayatı bundan sonra görünürde sıradan ama içsel olarak derin bir yalnızlıkla geçer. Yıllar sonra defteri bulan anlatıcı, Raif Efendi'nin hiç kimseye açamadığı bu büyük aşkı ve ruhsal yalnızlığını keşfeder.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,9bin okunma
7/10
·364 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2025 11:54
Kimi kayıplar vardır… Ne mezarı vardır, ne de tam olarak yasını tutabildiğin bir alan. İşte Kibrit Çöpü Mezarlığı, tam olarak o arada kalmışların, içinden çıkamayanların hikâyesi. Yosun, sevdiği adamın ölüm haberini alır ama ona dair tek bir iz yoktur. Ne bir cenaze, ne bir mezar taşı, ne de onu gerçekten kaybettiğini kanıtlayacak bir şey. Ve Yosun’un içindeki o küçük şüphe büyür, büyür… Belki de Özgür ölmemiştir. Belki biri yalan söylüyordur. Belki her şey çok daha başka bir şekilde olmuştur. Yosun’un geçmişe doğru yürüyüşü sadece bir gerçeği ortaya çıkarmak için değildir. Kendisini tanımak, kimlerin ne kadar masum kaldığını anlamak ve bazı sessizliklerin aslında ne kadar gürültülü olduğunu fark etmek içindir. Her adımda karşılaştığı sırlar, onu hem yakar hem de değiştirir. Her insan biraz başka biri çıkar. Ve en çok da kendisi... Bazı soruların cevabı yoktur. Ama bazen sorunun kendisi bile seni değiştirmeye yeter. Kibrit Çöpü Mezarlığı bir aşkın, bir kaybın ve gerçeği aramanın hikâyesi gibi başlar… ama bittiğinde insanı kendi kayıplarını, kendi yıkıntılarını ve kendi “kibrit çöplerini” düşünmeye iter.
Kibrit Çöpü MezarlığıBüşra Yılmaz · Epsilon Yayınevi · 20196bin okunma
9/10
·71 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2025 14:16
Bir otelde bir grup insan, genç bir kadının kocasını terk edip başka bir adamla kaçmasını tartışır. Herkes bu olayı ahlaksızlık olarak yargılarken, yaşlı bir İngiliz hanımefendi (Mrs. C.) konuya farklı yaklaşır ve herkesi şaşırtan bir teklif yapar: Benzer bir şeyi zamanında kendisinin de yaşadığını anlatmak ister. Mrs. C., yıllar önce, kocasının ölümünden sonra yalnız kaldığı bir dönemde Monte Carlo’da bir kumarhaneye gider. Orada, genç ve tamamen dağılmış bir adamla karşılaşır. Genç adam tüm parasını kaybetmiş, intihara meyilli bir haldedir. Mrs. C. ona yardım etmek ister; bu yardım bir gece boyunca devam eder ve sonunda onu oteline götürür. Bu 24 saat boyunca kadın, genç adama karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Kendisinin bile anlamlandıramadığı bu duygular bir yandan onu heyecanlandırırken, bir yandan da ahlaki ve toplumsal değerlerle yüzleşmesine neden olur. Fakat ertesi gün genç adam ortadan kaybolur. Kadın, onun intihar ettiğini düşünür ve büyük bir suçluluk yaşar. Fakat günler sonra, onu yine kumar masasında, aynı şekilde kayıplar içinde görür. Bu durum kadının hayal kırıklığına uğramasına neden olur. Yardım etmek istediği kişi aslında değişmeye hiç niyetli değildir. Mrs. C. yıllar sonra bu sırrını ilk kez anlatırken, o sadece bir gün yaşamıştır bu olayları ama bu 24 saat, onun hayatında en derin izleri bırakmıştır.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,8bin okunma
6/10
·144 syf.··
2025 2. kitabı
Dr. Emel Gökmen’in Migrene Çözüm Var! kitabı, klasik tıbbın dışında, migrene bütüncül bir bakış sunan ve bunu kişisel deneyimle harmanlayan bir eser. Gökmen yalnızca bir nörolog değil, aynı zamanda migreni bizzat yaşamış birisi. Bu yüzden anlatımı hem tıbbi hem de oldukça insani. Kitabın temel mesajı şu: Migren sadece beynin değil, tüm bedenin bir sorunudur. Vücutta “bozucu alan” denilen bazı bölgeler—özellikle diş, boyun, çene, bademcik çevresi gibi—zamanla sinir sistemini etkileyerek migreni tetikler. Bu alanlar tedavi edilmeden, ağrılar sadece bastırılır ama kökten çözülmez. Gökmen bu noktada nöralterapi, akupunktur, homeopati gibi tamamlayıcı tedavilerle bu alanları devre dışı bırakmayı öneriyor. Amaç ağrıyı susturmak değil, onu doğuran sistemi düzeltmek. Kitapta ayrıca pek çok hasta öyküsüne yer verilerek migrenin farklı yaş ve durumlarda nasıl ortaya çıktığı da gözler önüne seriliyor. Karmaşık tıbbi dil yerine sade bir anlatımla yazılmış olması, kitabı daha da ulaşılabilir kılıyor. Migreni sadece baş ağrısı olarak gören bakış açısını sorgulatan ve okuyucuyu bedenini anlamaya teşvik eden bir rehber niteliğinde. Migrenle yaşamayı değil, onu aşmayı isteyenler için güçlü bir kaynak.
Migrene Çözüm Var!Emel Gökmen · Hayy Kitap · 201415 okunma
Reklam