Bacaklarımı beline dolamam için beni havaya kaldırdı ve vahşice öptü. Sertleşmiş aletini bedenime bastırarak ona sürtünmem için teşvik ediyordu beni. Etrafımızdaki insanlar ıslık çalıyor ve "Eviniz yok mu sizin?"den "Becer şunu be adam!"a kadar uzanan çeşitli şekillerde sesleniyorlardı bize ama bunlar ne benim umurumdaydı ne de bu tensel çılgınlığa en az benim kadar kapılmış görünen Gideon'ın. Kalçamdaki eliyle beni sertleşmiş aletine bastırırken, diğer elini de saçlarıma dolamış beni tam istediği yerde tutarak, sanki kendine engel olamıyormuş gibi, sanki beni tatmasa açlıktan ölecekmiş gibi öpüyordu.
Fark edilmemek için yavaş ve yumuşak hareketler yaparak, kaskatı aletini parmaklarımla boylu boyunca sıvazlamaya başladım. Gideon'ın, sesinde en ufak bir oynama ya da ifadesinde bir değişiklik olmaksızın konuşmaya devam etmesi hoşuma gitmişti. Kontrolü beni heyecanlandırıyor, cesaretimi artırıyordu. Aletini dışarı çıkarıp tenine temas ederek okşama fikriyle kendimden geçmiş bir halde pantolonunun düğmelerine uzandım.
Masa örtüsünün altından uzanıp kot pantolonunun üstünden aletini kavrayıp sıktım. Yarı sertten taş gibi sert kıvamına anında geçti ama yaşadığı uyarılmayı çaktıracak başka bir tepki göstermedi.