"Hayır." dedi yaşlı adam, birdenbire sert çıkmıştı. "Sevmeyi bilen adamın eline diken batmaz." Titreyen elini Bora'nın heybetli omzundan çekti ve parmağını yüzüne doğru salladı. "Bakışlarındaki fırtınadan anladım. Sen gülü yerinde sevmiyorsun. Dalından koparmaya çalışırken tenine batan dikenlerle öfkelenip zulme meylediyorsun."
"Sigara gibisin." dedi ciddiyetten uzak bir sesle. Dudaklarında yine o şahsına münahsır tebessümü vardı. Alay eden, insanı çılgına çevirip delirten cinsten. "Onu içmeden, seni görmeden duramıyorum."
Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır!