Her insanın iyi ya da kötü bir rolü vardır. Yıllar geçtikçe rolümün herkesin hayatında bulunan o destekçi ama kemik taşı olmayan o kişi olmak istediğini fark etmeye başladım. Çevrenizdeki insanların hayatında varsınız, kötü de anılmıyorsunuz ama asla o hissedilen iyi ki varsın kişisi değilsinizdir. Aracı kişiler desek doğru olur. Fazla insanla temas kurar ama yürürken arkalarından izler gibi. Sarıp sarmalar ama sarılmaz, nasıl olduklarını sorar ama sorulmaz. Alışılmış sempatiler kişilik sorunu haline gelmiştir.
Ölmekten ziyade kaybolmak istediğim bir dönemdeyim. Zaman zaman sizde bu şekilde hissediyor musunuz? Dünya üzerinde hiç var olmamışçasına silinmek, yok olmak.
İnsanın bazı şeyleri sorgulaması iyi bir şey olabilir amam bazen durmamız gereken yeri kaçırabiliyoruz. Fazla düşünmek gerçekten fazla düşünmekten dolayı olan bir şey mi yoksa düşünecek bir şey olmadığı için türeyen ıssızlık silsilesi mi? Belki de eksik yanlarımızı bu şekilde kapatmaya çalışıyor olabiliriz. Kendimizde kusurlar buluyor olmak bizi farkında olmadan hakkettiğimizi hissettiğimiz yere çekiyor olabilir. İnsan en çok kendine karşı acımasız olurmuş. Konu kendimize geldiği zaman bir başkasına gösterdiğimiz özeni göstermiyor anlayışı sağlamıyoruz. Tanımadığımız birisine bile daha merhametli olabiliyoruz ama neden kendimize karşı bu kadar kırıcıyız? Kaybolmak kötü bir şey mi? Yolsuz kalmak, boğuluyor olmak yetişemediğimi sürekli arkada kaldığımı düşünüyor olmak neden bir kötülük? Herkes bulunduğu yerde mutlu değilken kapısız kalmak neden bu kadar kırıcı? Üzülmenin yeri geldiğinde iyi bir şey olduğunu ben söylememiş miydim neden iç sesimde bu kadar çok kınama var?