PiRaNLı

PiRaNLı
@_MEftUn__
Nedir; dedim bu yaşamak? Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
69 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Meryem’in gözleri dolmuştu. Gözyaşlarını saklamak için hemen uzanıp İbni Tahir’i öptü. Yüreği öylesine acımıştı ki o an oracıkta ölebileceğim hissediyordu. Zavallıçocukdiye düşündü.O kadar içten, o kadar genç, o kadar iyi ki. Kalbinde yalana, hileye yer yok. Ama ben onu Hasan ’a kurban etmeye çalışıyorum.
Diyelim ki adamın son derece sadık bir karısı var. Ama yalancı kimseler onu karısının sadakatsizliğine ikna etsinler. Bu durumda adam cehennem azabı içinde yaşamaz mı? Gördüğünüz gibi bizim mutluluğumuzu ya da mutsuzluğumuzu belirleyen şey hakikat değildir. Bizler tasavvur eder, kanaat sahibi olur sonucunda da mutluluğa ya da mutsuzluğa erişiriz. Üstelik her yeni gün kanaatlerimizin ne derece aldatıcı olduğunu bize gösterir. Yani mutluluğumuz aslında hiç de sağlam temeller üzerine inşa edilmemektedir. Kaderimiz için de aynı şey geçerlidir. Zeki bir adam bunu bilir ve bu yüzden de umursamaz. Ancak aptallar mutlu oldukları için sevinirler!”
Şu bahçelerdeki hadımlara bir bakın. En güzel kızları onlara emanet ettik. Onların da bizim gibi gözleri, kulakları, duyguları var. Ama yine de! Vücutlarına yaptığımız küçücük bir müdahale dünyaya bakışlarını bütünüyle değiştirdi. Genç kız teninden yayılan o büyüleyici koku artık onlara nasıl geliyor? İğrenç bir ter kokusu olarak. Ya o dipdiri memelere dokununca ne oluyor? Vücudun tuhaf, yağlı bir bölgesine dokunduklarını düşünüyorlar değil mi? Ve insan arzularının temeli olan o gizli deliğin onlar açısından ne anlamı var? Yalnızca dışkılamak için kullanılan pis bir uzuv. İşte duyularımızın güvenilirliği bu. Kör bir insan için rengarenk çiçeklerle dolu bir bahçenin ne anlamı vardır? Bülbül şakımaları sağırlara bir şey ifade eder mi? Bir hadım burnunun dibindeki bakireden etkilenmiyor işte. Ancak bir aptal bu türden bir bilgeliği ciddiye almaz.”
Düşüncelerin gerçekten harikulade ama hedeflediğin amaca ulaşmak için kullanacağın vasıta yaşayan insanlar, dostlarımız!” Bu itirazı bekliyormuşçasına sükunetle konuşmaya başladı Hasan. “Esasen her türlü tarikat, mensuplarını aldatma üstüne kurulur. İnsanların idrak kabiliyetleri farklı farklıdır. Onları idare etmek isteyen biri bu kabiliyetlerin sınırlarını tespit ederek dikkate almaya mecburdur. Kalabalıklar peygamberlerden mucize istediler. İtibar sağlayabilmek için peygamberler kendilerinden istenileni yapmak zorundaydılar. Bilinç seviyesi ne kadar düşerse fanatiklik de o ölçüde artar. Kısacası ben insanlığı iki temel gruba ayırırım. Birinci grupta neyin ne olduğunu bilen bir avuç insan vardır. Diğer guruptaysa hiçbir şeyin farkında olmayan kitleler. Birinci grup liderlik etmek ikinci grupsa onları izlemekle yükümlüdür. Birinci gruptakiler anne babalara ikinci gruptakiler de çocuklara benzer. İlki hakikate asla ulaşılamayacağım bilir. İkinciyse ellerini uzatarak hakikate koştuğunu sanır. Bu durumda ilk gruptakilerin diğerlerinin zihinlerini masallarla hayal ürünü hikayelerle doldurmaktan başka çaresi var mıdır? Yalan söyleyip kandırmaktan başka ne gelir elinden?
Bunda zorlanacak ne var ki?” diye söz aldı Yusuf. “Seyduna bize öyle öğretiyor. Bize düşen de buna inanmak.” “Elbette ama bu söylenenleri olduğu gibi kabul etmeli miyiz yoksa ardında başka anlamlar mı aramalıyız onu anlayamadım,” diye fikrini söyledi İbni Tahir. “Başka anlamlar mı?” Yusuf sinirleniyordu. “Bize söylenen neyse onu kabul etmeliyiz. Hepsi bu.”