İnsanların öfkelerini yaşama ve ifade etme şekli arasında muazzam farklılıklar vardır. Daha olgun insanlar, süregiden öfke durumunu rahatsız edici bulurlar bu nedenle, bu hissin çabucak geçmesi için bir yol bulmaya çalışırlar. Diğer yandan daha az olgun insanlar ise, öfkelerini besleyebilirler ve gerçeğin onlara uyum sağlaması gerekiyormuş gibi davranabilirler.
Uzlaşma, isteklerin karşılıklı dengelenmesidir. İyi bir uzlaşmada, her iki insan da istedikleri şeyi yeterince elde ettiğini düşünür. Buna karşın, duygusal olarak olgun olmayan insanlar kendi çıkarları doğrultusunda başkalarının ödün vermesi için baskıda bulunurlar ve genellikle adaletin sağlanmadığı bir çözüm için ısrar ederler.
Devir o devir idi ki, insanoğlu henüz kendinden kaçmıyor, tahsil terbiye, meslek ve cemiyet icapları yanında meşgul olunacak, hizaya çağrılacak tasfiye edilecek bir iç tabiatı olduğunu da kabul ederek kendi kendisinin hakimi ve mürebbisi olmak itiyadini (alışkanlığını) muhafaza ediyordu. Onun için de aynı insanoğlu, kendine yakın olduğu ölçüde, mekanına ve çevresine de yakın ve muhabbetli idi. Henüz hayatını harice nakletmemiş bulunduğundan, zevki, hazzı ve neşveyi de kendinden, muhitinden uzaklarda aramıyor bilakis kendinde ve çevresinde bulmaktan hoşlanıyor ve bu da onu doyuruyordu.