Ölüm!
Bir ipte sallanın bir ölü!
Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm!
Fakat!
Emin ol ki sevgili!
Zavallı bir çingenenin tüylü, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma;
mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nazım’a!
Gelelim yine yalnız sana ve bana… Şöyle yalnız ikimiz, göz göze, bir pencere önünde, yalnız ellerimizin fısıltısı, yıldızlarla dolu bir gecenin seslerini dinlesek! derim! Bana öyle geliyor ki içim yirmi sene daha derinleşecek, ben yirmi sene gençleşeceğim, küçük bir mektep talebesi olacağım…