ZEMBİLFİROŞ
Kur’ân’dan İlham Alan Bir Reddi Aşk Destanı
“Her kim Allah’a yönelirse, O ona bir çıkış yolu ihsan eder.” (Talâk Suresi, 2. Ayet)
Zembilfiroş adıyla bilinen bu kadim Kürt destanı, yalnızca bir halk anlatısı değil; aynı zamanda Hz. Yusuf’un Kur’ân’da anlatılan iffet ve sabır imtihanına güçlü atıflar taşıyan bir iman ve arınma hikâyesidir. Asırlardır Kürt halkının dilden dile, gönülden gönle aktardığı bu sözlü miras, yazar Musab Aydın tarafından incelikle derlenmiş, yazıya dökülerek yeni nesillere kazandırılmıştır.
Bir Bey oğlunun, saraydan sepete (Mirza’dan Zembilfiroş’a) yolculuğu
Destanın kahramanı Mirza, Hakkâri Bey’inin oğludur. Sarayda lüks ve şatafat içinde yaşamış, güçlü, yakışıklı ve varlık içindedir. Fakat bir gün, av dönüşü yol kenarında gördüğü alnı terli bir ceset, Mirza’nın kalbini ölüm hakikatiyle sarsar. Artık o ne konuşur ne uyur. Saray hekimleri, hocalar çare bulamaz. Hekimler, hocalar gelir gider ama Mirza’nın içindeki fırtına dinmez.
Sonunda bir derviş gelir. Hiç konuşmadan günlerce beraber kalırlar. Günler geçer. Derviş sükûnetiyle, Mirza’nın içindeki tüm düğümleri çözer. Mirza ölüm ile tanışmış ve her şeyi sorgulamaya başlamıştır.
O sessizlikte ilk soru dökülür Mirza’dan: “Ölüm nedir?”
Derviş cevap verir: “Ölüm, yeni bir dünyaya doğmaktır evlat. Anne rahmindeki hayat biter, dünya başlar. Dünya biter, ahiret başlar. Her ölüm bir doğuştur.”
Mirza: “Ter nedir?”
Derviş: “Helâl rızık uğruna dökülen ter, emektir evlat. O ter kurumadan karşılığı verilmelidir. Aksi hâlde bedeli ahirete kalır.”
Dervişle yaptığı hikmetli sohbetlerden ve sorularına aldığı cevaplardan sonra Mirza artık eski Mirza değildir. Tevbe eder, sarayı bırakır. Helâl rızık arayışına ve hakkı bulma yolculuğuna yönelir. Eşi ve çocuklarıyla birlikte Van Gölü kıyısında sepet