Komşusunun felâketi üzerine kurulan saadet, «gizli felâket»ten başka bir şey değildir. Gayretlerimizde hedef alacağımız hakikî ve devamlı saadet, herkesin doğru ve âdil bir pay alarak hissedar olacağı saadettir
Hristiyanlar, İslâm dünyasının her tarafında hayretle gördükleri gerilik alâmetlerini İslâmiyet'ten biliyorlar. Buna mazurdurlar. Çünkü onların karşısına, terakki yollarında ilerlerken, sadece kendi dinleri ve bu dinden doğmuş bulunan ruhban sınıfın saltanatı çıkmış, mani olmaya çalışmıştı. Bu yüzden, Müslümanların geri kaldığını gören bir Avrupalı hemen kendilerine kıyas ederek, sebebin Müslümanlık olduğunu tahmin ediveriyor.
Âlemde her şey tekerrürden ibarettir. Hangi hususta olursa olsun, bütün yaptıklarımız, biraz daha mesut olmak; hayallerimizdeki sonsuz saadete mümkün olduğu kadar yaklaşmak gâyesini hedef almıştır. İnsanları çalışmaya teşvik eden ezelî düşünce budur.
Kendimizde ilim eksikliğinden başka bir noksan bulmuyoruz. Bilgi sahibi kimselerin de kötülük yapabileceklerine ihtimal vermiyor, ilim ve marifeti her şeye deva buluyoruz.