Beden arzuları kontrol ediyor du, arzular da iradeyi. Geri kalan her şey sadece kuru gürültüydü: bilinci kandırıp, bir köleden farklı olduğuna inandıran olgu belliydi.
Yıllar boyunca insanların hislerini saklamakta da en az onları kontrol etmekte olduğu kadar zorlandığını öğrenmişti. Ve onun gerçeği algılamasına izin veren de yaradılıştan gelen bu kontrol eksikliydi. Çünkü Elijah, çogu kişinin kabullenmeyi reddettiği bir gerçeği kalpten kabullenmişti.Kişinin asıl efendisi zihni değil, bedeniydi.
Schopenhauer ne demişti?
Der Mensch kann was er will; er kann aber nicht wollen was er will
(Kişi istediğini yapabilir ama ne isteyeceğini isteyemez)
yaşamınızın kontrolü sizde değil.
Öyle olduğunu düşünebilirsiniz ama yanılıyorsunuz.
Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz.
Bu kitabı kapatabilirsiniz.
O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz.
ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz. Ne isterseniz yapabilirsiniz.
Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz,
Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız, ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.
Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın.
Sadece 'isteklerinizin' tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın.
Samantha Zinser