O gece yatağa yattığımda üç şey için dua ettim: Birincisi ne yapıp edip askeri okula gireyim, ikincisi boyum Makbule'nin boyunu geçsin ve son olarak da anneciğimi hayatı boyunca para sıkıntısı çektirmeden gül gibi yaşatabileyim.
Şimdi annemin, arkadaşına anlattıklarını dinlerken anlıyordum ki onun hayattaki en büyük dayanağı bendim. O halde ailenin erkeği de bendim, annemle kardeşim madem bu hayatta bana emanettiler, hangi işi tutarsam tutayım başarılı olmaya mecburdum.
Yenilmek yok, Mustafa, diye söz verdim kendime, asla yenilmek yok! Hep muzaffer olmalıydım ki anneciğim zavallı babamın ona istemeden yaşattığı hayal kırıklıklarını unutsun, benim başarılarımla avunsun.
Ben küçükken vefat eden rahmetli babam çok dürüst bir adammış madem, ben de onun hayatta kalan yegâne oğlu olarak, tıpkı onun gibi hayatım boyunca hep dürüst olmalıydım,
Ama ben anneme babamın yaşatamadığı saadeti yaşatabilmek için mutlaka başarılı da olmalıydım. Benim çok başarılı olmamı babam da istemişti ki, pek sevdiği karısının tüm itirazlarına karşı gelmiş ve beni sarıklı hocaların ders verdiği, hafız yetiştiren mahalle mektebi yerine adı Şemsi Efendi olan özel mektebe göndermişti...
...üzüntüsünü belli etmeyi sevmezdi çocuklarına. Ben onu babamın vefatından beri böyle hıçkırarak ağlarken şimdi, ikinci kez görüyordum, koşup ona sarılmak istedim ama tuttum kendimi. Çocuklarının önünde hep dik duran annem eminim ağladığını bilmemi istemezdi.