Mavi

Bazen bu tutkularımızı benimser, hatta kendimizi onlarla tanımlarız, bazen de utanır, onları gizli tutarız. Kendi kendimizle veya başkalarıyla rahat olmamızın anahtarı eksantrik yanlarımızı kabul etmemiz ve saplantıya dönüştürmeden onlardan keyif almamızdır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bizler hayatta çoğu zaman korkumuzu yenmek ve korkunun altında yatan çatışmaları çözümlemek için en korktuğumuz şeylerin peşine düşeriz.
Bana hiç aldırış etmeyen ya da duygusal haya- tıma ilgi göstermeyen biriyle yaşamanın nasıl bir şey olabile ceğini hayal etmeye çalıştım. Bazı insanlarda empati kurma zorluğu "narsisizm" gibi bir kişilik bozukluğundan kaynaklanır. Bu kişiler kendilerini kendi ihtiyaçlarına öyle kaptırırlar ki yakınlarının ihtiyaçlarına karşılık vermeyi hiçbir zaman öğrenemezler. Bazı insanlar ise psikotik bir hastalık, depresyon veya başka birtakım kişisel sorunlar yüzünden diğer insanlara yaklaşamaz
Rüyaları anlamak 19. yüzyılın sonundan beri psikanalitik teori ve pratiğin odağı olmuştur. Freud Rüyaların Yorumu adlı kitabında bir rüyanın esas içeriğinin gizli anlamını ortaya koyabileceğini ileri sürer. Tüm rüyaların arzuların bir tatmini olduğuna inanır. Psikoterapist bir rüyayı anlamaya çalışırken çoğu zaman bir önceki günün rüyayı tetiklemiş olabilecek olaylarını araştırır. Ancak rüyanın asıl içeriği genelde yılların deneyimiyle ve korku, öfke, kaygı, suçluşuk vb bastırılmış duygularla yanıltıcı, gizli ya da çarpıtılmış niteliktedir. Bu çarpıtmalar çeşitli formlara bürünebilir. Yoğunlaşma; rüya birkaç fikri veya deneyimi temsil eder. Yer değiştirme; rüya kişinin kabul edilemez duygu veya arzularını daha kabul edilebilir olanlara doğru kaydırır. Sembolizm; rüyadaki bir olay veya karakter önem taşıyan başka bir şeyi temsil eder.
Diurnal döngü genelde psikiyatrik tanıya işaret eder ama bunun mutlaka depresyon olması gerekmez. Örneğin, anksiyetesi olan insanlar uykuya dalmakta zorluk çekerken, depresyonu olanlar geceleri uyanır ve yeniden uyumakta zorlanırlar. Hepimiz yapı itibarıyla diurnalızdır, yani gündüzleri geceye kıyasla daha aktifizdir. Bunun da ötesinde çoğumuz kendimizi ya sabah insanı ya da gece insanı olarak tanımlarız. Gün içindeki uyanıklık seviyemizi belirleyen şey, biyolojik güdümlü günlük ritmimizdir. Günlük ritmimizin yansımasını 24 saatlik periyot döngüsüne sahip hormon seviyelerindeki iniş ve çıkışlarda, ayrıca uyku düzeni, beslenme, egzersiz ve ilaç kullanımı da dahil çeşitli gündelik alışkanlıklarımızda görebiliriz.