Tanrı, memleket, kültür, tarih işin içine girecekti, kızılca kıyamet kopacaktı falan filan. Zaten çoktan kaybolmuş, çalınmış, mahvolmuş ve tanınmayacak şekilde parçalanmış değildim sanki. Sanki vatan ve bir yere ait olma duygusu, artık gerçek olmaları için bir imkân kalmadıgında (işte o zaman), kasti olarak kurgulanan bir şeyden fazlasıymış gibi. Sanki her şeyi, etkisiz ve silahsız bırakan bir tekrar anına dönüştüren, güçten düşüren hikâyelerden fazlasıymış gibi.
Hayatının bütün aşamalarının kaydını tutmak eğlenceli olacak, sonra büyüdügünde hep birlikte güleriz. Benim ilkokul öncesine ait hiç resmim yok, keşke olsaydı, neye benzediğimi görebilirdim... Fena olmazdı?
....þazen hayatımın bir hikaye olduğunu ve benim dışımda gelişen, çoktan beri yeterince dikkat etmediğim için fark edemediğim bir kalıp içinde meydana gelen olaylardaki rolümü oynuyormuşum gibi hissediyordum.