Bu gece son
Biraz sonra bu kapıdan son kez,
Çıkıp yine kendimi vuracağım yollara.
Kim bilir kaç kere ıslanacak yüzüm
Elimi tut, düşman olma.
Ne olur parça parça olmasın içimiz.
Mutlu ol, iyi bak kendine
Ne olur gözüm arkada kalmasın.
Uzun uzun seneler var önünde,
Gün gelir, acıya alışırsın
Alışırsın.
youtu.be/A_gPDK73fBU?si=...
Silahlara veda
Geceye rüyaya ve sana.
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden,
Düzenlerin çıkmazına.
Çizdiğim resmin,
Saat kulesi ağlıyor.
Ağzım o çeşit yok.
Şişe bu çeşit var.
Sen bir gece gelsen,
Güneş doğmasa,
Gitmeden yine gelsen.
Bu yeni geleni,
Bu bize bakanı,
Sana bir anlatsam.
Güneş doğmasa,
Sandıkların içini göstersem sana.
Çizdiğim resmin,
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinde,
Bir rafa koyabilsen,
Olup biteni ve onları.
Sabaha kadar konuşsak,
O ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam.
Ateşi karı tüfeği çeksem,
Ocağa, pencereye, kapıya,
Kemana veda.
Çünkü ruh yöneten, beden yönetilendir, ruh ebedi, beden ise çürüyüp gidendir. O halde ebedi olanı gözetip kollamak, onu güçlendirip sağlığına kavuşturmak için çaba harcamak çürüyüp gidenin, tabiatı gereği bozuluşa uğrayanın ıslahıyla uğraşmaktan daha iyidir. Dolayısıyla bizim için ruhu iyileştirmek ve şifaya kavuşturmak, bedenimizi iyileştirmekten daha önemli bir görevdir. Çünkü biz bedenimizle değil, ruhumuzla biziz.
Ya'kub B. İshak El-KindiÜzüntüden Kurtulma Yolları