Unutamadığım çocukluk anılarımdan biridir; yıllarca çamur deryası olup hiç el atılmayan yollar bir devlet büyüğü ziyaret edeceği zaman hemen asfaltlanırdı. Özet şu; biz insana "insan" olduğu için değil, gücü kadar değer veriyoruz.
Bedenen sağdırlar ama özlerine yabancılaşmışlardır. Yaşayabilmeleri için özlerini, ruhlarını yok etmeleri gerekmiştir. Özleri yok olduğu için de içten içe öfkelidirler.
Bu ülkede içindeki çocuk utanca boğulmuş ve bunalmış o kadar insan var ki ! Ben onlara " yetişkin çocuklar " diyorum. İçi çocuk ama bedenen yetişkin... Bunlar kötü insanlar değiller ama her türlü kötülüğü de yapabilirler.
Çocukluktaki utandırılma insanın bütün hücrelerine işler. İnsanın özüne kadar gider. İşte o zaman mutluluktan korkar hâle gelirsin; hayatında iyi bir şey olduğu zaman bilirsin ki bir şeyler ters gidecek. Başına bir şey geldiğinde de, " Çok şükür zaten mutlu değildim, " deyip kendini güvende hissedersin.