Kafamın karıştığını, gerekenden bambaşka şeyler düşündüğümü, üstelik gereken şeyleri düşünmediğimi görmemek için de durmadan sigara içtiğimi fark ettim.
Öyle ya, çocuklara düşkünlük, onları beslemek, büyütmek, korumak bütün kadınlarda olduğu gibi onda da hayvansal bir gereksinimdi. Ama hayvanlarda olmayan bir şey vardı onda: Hayal gücü ile mantık. Bir tavuk civcivinin başına gelebilecek kötü şeylerden korkmaz. Onun yakalanabileceği bütün o hastalıklardan haberi yoktur çünkü. İnsanların, çocuklarını hastalıklardan, ölümden kurtarmak için düşündükleri yollardan da habersizdir. Bu yüzden çocukları onun için, tavuk için bir acı kaynağı değildir. Yapılması gerekenleri yapar civcivleri için. Seve seve de yapar bunu. Çocukları mutluluk kaynağıdırlar onun için. Civcivi hastalandığında yapacakları da bellidir: Sıcak tutar onu, besler. Bunu yaparken, yapması gerekeni yaptığını da bilir. Civcivi ölürse, onun niçin öldüğünü, nereye gittiğini sormaz kendine, birkaç kez gıdaklar, sonra susar, eskisi gibi sürdürür yaşamını. Ama bizim mutsuz kadınlarımız için
de, benim karım için de durum öyle değildi.
lnsana, onun için votkanın, sigaranın, afyonun gerekli olduğu düşüncesini aşılamaya çalışın, bunların hepsine gereksinim duyacaktır. Bundan şu anlaşılıyor, insana neyin gerekli olduğunu bilememiş Tanrı, bilim büyücülerine sormayı akıl edemediği için de düzeni yanlış kurmuş. Burada bir çarpıklık olduğunu görünüz lütfen.