Erkekler, annelerini anlayamaz. Bana yapılan yanlış, benim girdiğim günah, sonuçta çektiğim ceza ve utanç dışında, diğer kadınlardan farksızım. Sana hamileyken ölüme meydan okudum, seni emzirirken mücadele verdim. Azrail'le senin için savaştık. Tüm kadınlar, çocukları için ölüme karşı gelir. Çocuğu olmayan ölüm, bizim bebeklerimizi ister. Gerald, seni giydirdim, acıktığında besledim. O bitmeyen kış aylarında, geceler ve gündüzler boyu başında bekledim. Annelere, çocukları için yaptıkları hiçbir şey zor ya da bayağı gelmez. Seni ne kadar sevdiğimi bilemezsin. Hanna bile, oğlu Samuel'i bu kadar sevmiyordu. Çok küçüktün, sevgiye muhtaçtın. Ancak sevgi seni hayatta tutabilirdi. İnsanı, sadece sevgi yaşatır. Erkek evlatlar dikkatsizdir, düşünmeden dikkatimizi yakarlar. Büyüyüp yetişkin olduklarında, karşılık göreceğimizi düşünürüz ama öyle olmaz. Hayat koşulları bizi ayırır, onları bizden daha mutlu eden arkadaşları olur, bize yasaklı eğlenceleri öğrenirler, ilgi alanları değişir ve çoğunlukla bize adaletli davranmazlar. Hayat, onlara zor geldiğinde suçu bize atarlar, hayattan zevk aldıklarında bizimle paylaşmazlar... Evine gidip geldiğin bir sürü arkadaşın vardı, durumdan memnundun, sırrım açığa çıkmasın diye evden ayrılmadım, pencereleri kapatıp karanlıkta saklandım. Beni yalnız bırakmayan geçmişimle düeüst insanların arasında ne yapacaktım? Hayattaki zevkleri umursamadığımı sandın. Ben de eğlenmek istiyordum ama yapmadım, hakkım yoktu. Yoksullarla çalışmaktan memnun olduğumu sandın ama öyle değildi, gidecek başka yerim yoktu. Yoksullar, yastıkları düzelten elin dürüstlüğüne bakmaz, ölürken alınlarına öpücük konduran dudakların günahkar olup olmadığını düşünmezler. Hep aklımda sen vardın, artık senin ihtiyaç duymadığın sevgiyi verdim, onları kendilerine duymadığım