Kadın ve erkek ilişkileri ezelden beri değişmez, böyle gelmiş böyle de gidecek. Hikayenin sonu hep aynıdır: Kadın acı çeker, erkekse özgürce yaşamaya devam eder.
Kadın ve erkek, beraber günah işlediyse sonuna kadar beraber gitmeli. İkisi de dışlanmamalı. İsterseniz ikisini de günahkar ilan edin ama birini cezalandırıp ötekini mazur görmeyin. Kadınlar ve erkekler için ayrı kanunlar olmasın. İngiltere'de kadınlara adil davranmıyorsunuz. Bu adaletsizlik, kadınlar yaptığında utanç verici gördüğünüz şeyler için erkekleri yalnızca lafta ayıpladığınız sürece devam edecek. Doğruyu simgeleyen ateş sütununu, yanlışı simgeleyen bulut sütununu gözlerinize görünmüyor, görseniz bile umursamıyorsunuz.
İngiltere'nin zenginleri olan sizler, nasıl yaşadığınızın farkında değilsiniz. Nasıl olacaksınız ki? Kendinizi toplumdan, iyiden ve nezaketten soyutluyor, sadelikle saflığı gülünç buluyorsunuz. Başkalarının emekleriyle geçinen sizler, özveriyi küçümsüyorsunuz. Yoksullara yaptığınız yardımlar, sadece onları biraz susturmak için. Bütün şaşaaya, zenginliğe, sanata rağmen, hayat nasıl yaşanır bilmiyorsunuz. Görüp elde edebileceğiniz güzelliği beğenir, yok etmek ister ve edersiniz de. Ancak, gönlü zengin yaşamın gözle görülmeyen güzelliği hakkında fikriniz yoktur. Hayatın sırrını unutmuşsunuzdur. İngiliz toplumunuz bana sığ, bencil ve ahmakça geliyor. Gözleriniz kör, kulaklarınız sağır olmuş. Toplumunuz, cüzzamlı bir hasta gibi. Çürümüş yerlerini yaldızlı kumaşla örtmeye çalışıyorsunuz. Her şeyiniz yanlış, her şeyiniz!