Zadur Rikab

Zadur Rikab
@_Mutemadi
Bir bedeviye denildi ki: Sana insanların sevgisini kazanacağın üç şeyi söyleyeyim mi? Bedevi dedi ki: Hayır.
Hakikatin bu merkezde olduğunu bilmeyen veya bilseler bile kabule yanaşmayan müşrikler ise, vâsıta ve şefaatçi edindikleri varlıkları, adeta Allah'ın ortağı sanırlar. Sanki onlar, mutlak kurtarıcılar imiş gibi, onlara bağlanır, Allah'la kendileri arasında onları vâsıta edinirler. Derken bütün nazarlarını, kalbi teveccüh ve himmetlerini bu vâsıtalara çevirirler. Peki onların Allah'ın rızasını kazandıklarını, Allah'ın onlar için şefaat izni vereceğini nereden biliyorlar?
1000 Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Resulullah'a isyan ve muhalefet üzerine yapılmış bulunan bir Şeyin, hiç bir hürmeti, dokunulmazlığı yoktur.
1000 Kitap
Ey, hep Allah'ın rahmetinde ve hidâyetinde kalasıca müslümanlar! Dikkatli, basiretli ve tedbirli olunuz, nerede insanların yönelip ilgi duydukları (ziyaret ettikleri), tazimde bulundukları, kendisinden iyilik ve şifâ umdukları, üzerine çivi çaktıkları veya bez bağladıkları bir ağaç veya ona benzer bir şey görürseniz, hiç şüphe etmeyiniz ki bu şey, müşriklerin Zâtü Envât dedikleri şeyin aynısıdır! Ve derhal onu kesmeli, bertaraf etmelisiniz.
1000 Kitap
Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: "Vefat eden kimsenin kabrindeki durumu, denize düşüp de boğulmak üzeré bulunan ve durmadan "imdâd" diye bağıran birinin durumu gibidir. Yakın akrabasından veya sâdık bir dostundan gelecek olan duayı bekler durur ve beklediği dua geldiğinde, sanki bütün dünyalar kendisinin olmuş gibi sevinir!
1000 Kitap
Anadolu şehir ve kasabalarını yakıp yıkarak batıya doğru ilerleyen Timur Han; zamanın İslam büyüklerinden Şeyh Kutbud-din İznikî ile bir araya gelir. Bu büyük mürşid, Timur'a hitaben der ki: "Bu harekatı bırakman lazım! Haram yere kan döküyor, Allah'ın kullarını katlediyorsun!". Timur ise şu karşılığı verir: "Ben kendiliğimden hareket etmiyorum! Ben her konakladığım yerde, çadırımın kapısını doğuya doğru kurdururum. Sabah bakarım ki, yine batıya doğru çevrilmiştir. Hazırlanıp hareketime devam ederim. Bakarım ki, önümde yine Ricâl-i Gayb'tan elli kişi bana yol gösteriyor. Atları üzerinde bana yol gösteren ve yardım eden bu elli adet manevi zatlar, böyle davrandıkları müddetçe, benim batıya doğru bu hareketim de devam edecektir..." Timur gibi büyük bir komutan ve devlet adamından aldığı bu cevap karşısında hayrette kalan Şeyh İznikî hazretleri der ki: "Ben senin akıllı, dahî bir adam olduğunu işitirdim. Meğer sen, akılsızın biriymişsin! Emirlerine uyup izlerini takip ettiğin ve "Manevî Zâtlar" dediğin varlıkların, şeytanlar olduğunu bilemeyecek kadar cahilsin! Tevbe edeceğin yerde, üstelik şeytanların izini takip etmekle bir de övünüyorsun." (Bakınız, Şakâik-ı Nûmaniye-Vefeyâtü'l-Âyân, C.1, S. 38. (Şeyh