İbni Cerir'in Mücahid'e dayanan bir senedle anlattığına göre o, "Gördünüz mü o Lat ve Uzza'yı?" (Necm, 19) mealindeki ayeti açıklarken şöyle demiştir: "Lat, aslında unu yağ vesaire ile karıştırarak ezme yapan ve bunu hacılara ikram eden bir zat idi. O vefat ettiği zaman, sevenleri kabrini beklemeye başladılar. Ve sonunda Lat, bir put olup çıktı." Bunu, Ebu'l-Cevza da İbni Abbas'tan aynen böyle nakletmiştir. İşte açıkça görülüyor ki, bunların put haline gelmeleri, hep o muhterem zatların kabirlerine gösterilen tazimlerden (saygıdan) kaynaklanmıştır.
Çünkü vahiy, insanı hem şer'i hem de tarih bilinciyle -ibret/ders aldırarak- eğitiyordu. Ne yazık ki vahyin bilgi ve tecrübe kaynağı olarak önümüze sunduğu tarih şuurundan uzak kaldık. Uzak tarih şöyle dursun, kendi tarihimizden, yaşanılan acı tecrübelerden dahi ders almadık. Ümmet olarak şer'i bilgiyi, tarih şuurunu ve toplumsal yasaları bir kenara bıraktık, duyguların peşinden sürüklendik. Böyle olunca da her on yılda bir, aynı delikten, aynı yılanlar tarafından onlarca kez ısırıldık. Vahiyden yüz çevirdikçe ısırılmaya da devam edecek ümmet.