Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanlık bugün puta kurban edilmeyi bekleyen bir kurbanlık gibi, eli kolu bağlı hale getirilmiştir. Modern dünyamız da insan ruhunun bu esrarlı mekanizmasını ihmal ettiği için, put kırmak gibi bir başlangıçtan sonra, feci bir putperestliğe düşmüştür.
Anatol France, çok ilahlı kültür çevresinden "İlâhlar susamışlardı" demişti. Şimdi "putlar susamışlar" ve insanlık kurbanlık koyun gibi "put"lara teslim. İşte ilahlar rejimi olan Demokrasi'deki ilâhlar kültürü, bu devir tesliminin hayat köprüsüdür
İlâhlar rejimi olan Demokrasi'nin egemenliği altındaki memleketlerde İslâm adındaki mahkumun cami adındaki hapishaneden kurtulup hayata hükmetmesini önlemek için Diyanet adında bir gardiyanlar teşkilatı kurulmuştur.
İlâhlar rejimini ayakta tutan birtakım dinamikler vardır. Bu dinamiklerden birisi de, Diyanettir. Diyanet dinamiği, Bizantizm dinamiğinin sâfi bir neticesidir.
Evet biz, Laikliği bir din olarak kabul ediyoruz. Belli öğretileri ve de akideleri olan, müntesiplerine laik denen çağdaş (!) bir din. Bu dine göre de haramlar/yasaklar olduğu gibi, yapılması gerekenler/farzlar, mübahlar var. Neyin haram/yasak ve neyin farz/ ilke olduğunu ortalıkta görünmeyen laik güçler saptar, uygulamasını da laik hocalar yürütür. Devletin dini de laiklik olduğu gibi, yasa gereği, bu dinin değiştirilmesi ve yerine başka bir dinin, örneğin İslâm'ın konması, teklif bile edilemez.