İlâhlar rejimi olan Demokrasi'de; "Allah'ın dediği olur" ilkesi yerine "Halk'ın dediği olur" düsturu geçerlidir Bunun tabii bir neticesi olarak "Hakimiyet kayıtsız şartsız Allah'ındır" hükmü kaldırılmış, bunun yerine "Hakimiyet kayıtsız şartsız Milletindir" ilkesi rejimin temeli yapılmış tır. Dolayısıyla ilâhlar rejimi olan Demokrasi; Allah'ın haki miyet hakkı'nın birtakım şarlatanlar, krallar, tağutlar, parlamenterler, parlamento'lar tarafından gasbedilmesi neticesin- de ortaya çıkmış bir dikta rejimidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İlâhlaştırılmış insanların ilkeleri yıkılmadıkça, ezilmekte olanlar kurtulamazlar! Çünkü bu ilkeler, değiştirilmeleri bile teklif edilemeyen kanunlar, dini nasslar haline getirilmişlerdir. Kanunlar insanlar için değil, insanlar kanunlar için var durumuna getirilmişlerdir. İşte böylesi rejimlerin değiş mesi gerekir ki, ezilen insanın başı havaya kalkabilsin!
Demokrasi, Alah'tan değildir. Demokrasi, vahye müstenid birşey değildir. Yapılan tahkiklerin neticesinde şu ortaya çıkıyor: Demokrasi; islami değil, küfri bir nizamdır. Demokrasi, bütünüyle yalanin ve delaletin üzerine bina olunmustur.
Kim tevilin dinin içerdiklerine dâhil oldugunu ve dinin onsuz kemâle eremeyeceğini iddia ederse ona sorulur: 'Tevilden önce "Bugün dininizi sizin için kemâle erdirdim" (Mâide, 3) buyruğunda Allah Teâlâ mi doğru sözlüydü yoksa dinin sen onu kemâle erdirene kadar eksik olduğu hususunda sen mi doğru sözlüsün?'