Bu kitabı elimden bırakamadan okudum; merak uyandırdığından değil, çok derin bir kitap olduğundan. Genellikle kitapları seçerken kitap incelemelerine bakarım bu kitap için bakmamıştım. Sosyal medyada değerlendirmelerine önem verdiğim biri tavsiye etmişti, ertesi gün hemen alıp başladım.
Kitaba gelirsek, kitap ağırlıklı olarak üç karakter üzerinden ilerliyor, bu karakterlerin birbirleri ile ilişkilerini, sohbetlerini ve yaşantılarını konu alıyor.
Çok katmanlı bir kitap, karakterlerin psikolojilerinin edebi yansıması beni çok etkiledi, aralarında kişilik çatışmaları yaşıyor gibiydiler.
Kitabı bitirdikten sonra Volkan Arslan'nın Metapolitik'teki analizine denk geldim, bu gözle bakınca kitabın bendeki değeri daha da arttı. Ufak bir kısmını aşağıya bırakıyorum
"Aslında bu romanda bir kurgudan çok, Wilde’ın kendisini temsil ettiğini düşündüğüm kişilik çatışmalarının olduğunu da söylemek mümkün. Kendisi de bu konuda; “Basil Hallward, olduğumu sandığım kişidir. Lord Henry, insanların ben sandığı kişidir, Dorian ise belki başka çağda benim olmak istediğim kişidir.” sözlerini söylemiştir. Yani bu romandaki üç karakter aslında Freud’un psikanalitik kuramında kişiliği oluşturan üç temel yapıdır: ego, süperego ve id. Lord Henry ego, Basil Hallward süperego, Dorian Gray ise iddir. Id (Dorian Gray) dürtüsel, ilkel, haz odaklı, süperego (Basil Hallward) ise ahlaki olan yönümüzdür. Süperego toplumsal kullara göre hareket etmemizi sağlar, rehberlik eder Ego (Lord Henry) gerçeklik ilkesidir fakat çoğu zaman idden gelen dürtülerin uygun zaman ve yerde tatmin edilmesine izin verir."
Keyifli okumalar :)