Kız için bütün günler birbirinin aynıydı ve bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar.
Bir benzerlik kurmak için bir filmi gözünüzde canlandırın: Teker teker binlerce resimden oluşur ve her biri mantıklı ve anlamlıdır. Yine de son kareyi izlemeden filmin anlamını kavrayamayabiliriz ancak her bir bileşenini , her bir tekil resmi anlamadan da filmi anlamamız mümkün olmaz. Hayat da böyle değil midir? Varsa, hayatın nihai anlamı da sadece ölüm döşeğinde en sonda anlaşılır olamaz mı? Nihai anlam da her bir tekil durumun, bireyin bilgi ve inançlarna en uygun şekilde gerçekleştirilmesine bağlı değil midir?
Gördüğünüz gibi insan mutluluk peşinde değil, daha ziyade verili bir durumun barındırdığı potansiyeli gerçekleştirerek mutlu olacak bir nedenin peşindedir.
PSİKİYATRİK AMENTÜ
İnsanı, tüm özgürlüklerinden mahrum bırakacak hiçbir koşul yoktur. Bu yüzden de nevrotik ve hatta psikotik vakalarda bile özgürlük kırıntıları kalmıştır. Hatta hastanın kişiliğinin temel çekirdeğine psikoz bile dokunamaz. İyileşmesi mümKün olmayan bir psikotik hasta, faydalılığını yitirse de insan olma onurunu hâlâ koruyabilir. Benim psikiyatrik amentüm budur. Böyle olmasaydı, psikiyatr olmaya değmezdi. Kim için psikiyatrlık yapacaktım? Artık tamir edilmesi mümkün olmayan hasarlı beyin aygıtı için mi? Danışan bundan fazlası olmasaydı, ötenazi tek mantıklı seçenek olurdu?