HUSREV- …….Dostlarım malûm! Düşmanımı tanımak istiyorum .Ben senin düşmanınım diyecek kadar namus aptalı kim var? Dostluk, o bir maymuncuk, o bir hırsız anahtarı. Evimizin kapısını açıyor, ruhumuzun kapısını açıyor ne bulursa yakıp kül ediyor, ne bulursa pazarda satıyor. Beni upuzun bir tabuda yatıracaklar gün, arkamdan gelecek dostlarım değil, kefenimin hırsızlarıdır.
HUSREV- Ben de eserimde hayatın bu tarafını göstermek istedim. Basit bir sebep temelinin üstünde kocaman bir azap ve cinnet binası kurayım dedim. Binaya hayret edenler sebepten şüphelendiler. Sebep dediğiniz ne? Bir hiç , bir hiç !
Ağladı…..” koyunlarımın yanında mutluydum ve mutluluğumu çevremde bulunanlarla paylaşıyordum. Geldiğimi gören insanlar beni iyi karşılıyorlardı. Şimdi kederli ve mutsuzum. Ne yapacağım? Daha katı olacağım ve bir insan bana ihanet ettiği için de artık kimseye güvenmeyeceğim. Kendi hazinesini bulamadığım için gizli hazine bulan herkesten nefret edeceğim. Ve bütün dünyayı kucaklayamayacak kadar küçük biri olduğum için , sahip olduğum az bir şey her zaman korumaya çalışacağım”