"Doğru," dedim, "Herkes ve her şey, her an değişiyor. Haftalar önce kalbimdeydin. Şimdi aklımda bile değilsin."
"Ben," dedi Hazar kendinden emin bir sesle, "Hala senin kalbindeyim, Sara. Buna her şeyden çok eminim."
"Dikkat et de kaybolma oralarda." dedim.
"Sen merak etme." dedi, "Bende senin kalbinin haritası var. Ben orada asla kaybolmam."
"İnsan hayatı güzel bir şey" dedi. "Siz insanlar... Hissediyorsunuz. O kadar derinden hissediyorsunuz ki sizi tüketiyor. Gözetlediğim insanlar vardı ama gözümü açıp kapayana kadar elli-altmış yaş yaşlanacaklardı ve onlarla tanışma zamanım gelecekti. Uzun bir süre boyunca, ömürlerinin kısa olmasına acıdım. Geçen yıl- larla birlikte daha da duygusuzlaştığımı kabul ediyorum, Signa. Ama aynı zamanda insanlara hayranlık duymaya başladım. Hayatlarını deneyimlemek için çok kısa bir zamanları var ve bu yüzden derinden hissetmeleri gerekiyor. Benim sonsuza kadar deneyimlediğim şeyleri bir ömürde deneyimlemeliler. Elijah gibi adamları gördüğümde yaptıklarımdan dolayı suçluluk duymak tansa çok derinden sevdiği için üzüldüğünü hatırlıyorum ve ben gerçek olmasaydım, Küçük Kuş, Ölüm olmasaydım, o, aşkı asla tadamazdı. Peki, hangisi daha iyi? Sonsuza kadar yaşamak mi yoksa âşık olarak yaşamak mı?"
Bin yıldır seni bekliyordum, Signa Farrow."
"Bu dünyada şafağın doğduğu ilk günden beri seni bekledim. Sen benimsin ve ben de seninim. Ve birlikteyken bu dünya bize ait."
"Benim istediğim sensin."
"Karşılığında beni istemen için seni zorlayamam, biliyorum ama istediğini söylediğin an
söz veriyorum, ben tamamen ve kesin olarak sana ait olacağım. İstediğini söyle ve ben de bu dünyayı ayaklarına sereyim, Signa.