.. Bunlar dünkü hayattan, ellerinden kimse tutmadığı hâlde sıyrılıp yeni bir hayata girmişlerdir. Onlara bunu yaptıran yalnız içlerindeki yaşama arzusu ve yalnız içlerindeki gizli kuvvettir.
.. Ve bu küçük kızlar böylece rastgele büyürler. Cami avlularında yetişen ısırganlar gibi boy atar ve serpilirler ve bir gün büyüdükleri bu evle hiçbir maddi ve manevi alakaları kalmadığını, başka bir hayatın kendilerine kapılarını açtığını görürler; o zaman çantalarını ve beli kemerli mantolarını alarak ve arkada büsbütün suratı asılan ve yüreği yanan bir babayla her fırsatta ağlayan ve yarı budala, yarı şaşkın bir hâle gelen bir anne bırakarak, dere kenarlarındaki durgun suları andıran bu yuvalardan hayatın süratli akıntısına karışırlar.
Üsküdar'da eğri büğrü ahşap evler vardır... Ufak bir bahçenin köşesine büzülen bu evlerde çocuklar doğar, tıpkı bir ipek böceği kozası gibi göze görünmeden büyür ve sonra birdenbire bir kelebek olarak ortaya çıkıverir. Bu evlerin kendilerine mahsus ifadeleri ve ruhları vardır.
Dünyayı, bir zamanlar içerisinde alabildiğine başıboş dolaştığım dünyayı içim sızlayarak görüyorum. Bütün bunları bir daha göremeyecekmişim, dostlarıma ve dünyaya artık kavuşamayacakmışım gibi bir his var içimde..