Bu durumda gerçekten Tanrı var mıydı, yoksa kutsal makamlarını korumak, kendi halkını sömürmek için yeryüzü iktidarlarınca mı tasavvur edilmişti, yeryüzünün gökyüzüne bir yansıması mıydı, bilmek istemiyordum.
Çoğunlukla biriyle konuşurken, çalışırken ya da farklı konularda söze karışırken, duygularım başka yerde oluyordu ve böyle olunca da içten içe kendimi ayıplıyordum.
Dağılıp parçalanmış, bir yığındım ben.
Sürekli olarak garip bir dağılma ve parçalanma halinden geçiyordum. Bazen öyle şeyler düşünüyordum ki buna kendim de inanamıyordum, bazen de aklımın serzenişine rağmen bir acıma duygusu uyanıyordu içimde.
Uzun zamandır, diri diri parçalara ayrıldığım duygusuna kapılmıştım. Sadece bedenim değil ruhum da sürekli olarak kalbimle bir çelişki içindeydi, bir türlü anlaşamıyorlardı.