“Bir kitap kapağındaki bir font sadece sizi içeri çeker; istenen atmosferi yarattıktan sonra onun da, tıpkı bir partinin evsahibi gibi, gözden kaybolması gerekir.”
“Orada öylece oturmaya devam etmek istedim. Konuşmadan, konuşulanlara kulak kabartmadan, bu değerli anıları içimde saklayarak öylece oturmak. Hepimiz huzurluyduk çünkü hepimiz halimizden mutluyduk, bıraksalar uyuyacaktık. Hatta başımızın üzerinde vızıldayan arı bile. Kaşla göz arasında her şey farklı olacaktı. Yarın olacaktı, sonraki gün ve önümüzdeki yıl. Ve biz de değişecektik heralde. Bir daha asla böyle oturamayacaktık. Bazılarımız uzaklara gidecek, bazılarımız acı çekecek veya ölecekti. Bilinmeyen, görülmeyen, belki de hiç istemediğimiz, hiç planlamadığımız bir gelecek. Bu an ise güvenliydi, dokunulmazdı.”