İnsanlık sevgi diliyle tanışmadan, onu ruhunda hissetmeden, gönlündeki yaralar kapanmadan, hesaplar görülmeden, en çok ihtiyacı olan sevgiyi, saygıyı, şefkati, ilgiyi, değeri, özeni uzun uzun içine çekmeden bu savaşlar durmaz, kavgalar bitmez, kinler tükenmez, hırslar azalmaz ve yaşadığı güzel gibi görünen günler bile içine sinmez…
Annesi bazı şeylerden korksa da kızını hiç korumamış. Annesi tarafından korunmayan çocuklar bir süre sonra kendilerini korumayı öğrenir. Ne hüzün verici bir durum! Çocukken kendini korumak zorunda kalan çocuklar bazen hayatta çok başarılı olabiliyor, kendi ayakları üzerinde durmayı daha çabuk öğreniyor. Ancak, hayata inancı kalmayan bu çocukların içindeki boşluğu ve yalnızlık duygusunu hiçbir şey dolduramıyor. Hüzün ve yalnızlık duygusu bir türlü bırakmıyor peşlerini.
Ayşa da olmazsa bu tatsız tuzsuz hayata Ali nasıl tahammül edecekti? Madem onları ayıracaktı hayat, neden bir araya getirmişti ? Oflayıp poflasa da halinden kimse anlamıyordu.
Ayrıca bu dünyanın gücü zayıflara değil, güçlülere yetiyordu. Oysa o hep güçlü olarak kurtulmaya çalışıyordu bu zulümden. Zayıf olmanın, zayıf tanınmanın insanın etrafını bir örümcek ağı gibi sarıp onu bazen koruyabildiğini henüz bilmiyordu.