Dünya yüzünde yaşayan milyarlarca insan ayrı, Rukiye ayrı. Herkes doğru, o yanlış. Herkes akıllı, o aptal. Bu yüzden hep kaybediyor. Kimse onun çektiklerini çekmiyor, demek ki kendisinde bir yanlışlık var.
Erkekler kötü, kadınlar daha da kötü. Rukiye insanların zehirli olduğuna inanıyor ama dişileri daha zehirli. Kadınlar, sözlerini bir yakınlık, bir halden bilirlik zehrine bulayarak olmadık şeyler söylüyorlar küçük Rukiye’ye: Orana hiç dokunma, sonra kurtlar çıkar. Okulda Almanlara yaklaşma, sonra cehennemde yanarsın…
“Öyle değil mi vater, bütün dünya Müslüman olsa hiçbir domuz kesilmez, öldürülmez, dünyanın bütün domuzları rahat rahat yaşar. Ben domuz olarak doğsaydım, dünyada herkesin Müslüman olmasını isterdim.”
Deliyim demekten gizli bir gurur duyuyor sanki; böyle davrandığında içine bir rahatlık yayıldığını hissediyor. Ailesine karşı tek kalkanı da bu: “Bu kız delidir.” yargısının arkasındaki özgürlük duygusu.
Kendisine durmadan Rukiye diye seslenenlerin yarattığı bir aptallar cehennemi bu. Daha iyi bir yaşamı özlemeyenlerin, belki de bilmeyenlerin sağır rahatlığı, kör aldırmazlığı.