Evet, bu çok takdir gören kitaplardan. Bu, yine de benim onu takdir edeceğim anlamına gelmiyor. "Fareler ve İnsanlar"ı beğenmem bu kitabı da beğeneceğim anlamına da gelmiyor. Öncelikle, kitaptan daha yirmi dört sayfa okudum. Bir kitap nasıl yazılmamalı başlıklı bir yazıya daha giriş yapmaktayım. Sayfalarca toz şöyle kalktı, rüzgar böyle esti, toprak şu şekil kızardı, bir kamyoncu şöyle giyinmişti vs diye yazılmaz. Yazılmamalı. Kim iki sayfa bir karakterin nasıl giyindiğini, nasıl baktığını okumak ister ki? Ben istemem. İşte tam burada, benim için edebiyat tarihinin en güzel giriş cümlesini tekrar anımsıyorum. Kitap kayıp olduğundan aklımda kalanı yazacağım. Albert Camus "Yabancı" : "Annem bugün öldü." Kitabı bitirip devam edeceğim.
Ve devam ediyorum. Kitap bitti. Çok beğendim. Başlarda belirttiğim gibi yirmili sayfalardan sonra papaz karakterine geçiliyor ve Casy muhteşem bir detay. Ve bu kitapta da bir Ursula var. Belki de kendim de çocukken o iş yapan, becerikli, köylü, çiftçi kadınlarla büyüdüğüm için, "Neyin var, konuşmak ister misin," diyen birinden daha çok gerçek hayatın içinde olan, güçlü kuvvetli, herkese yetecek anneliği ve yöneticiliği olan, yeri geldiğinde çocuğa , "Sus, her şey güzel olacak," diyebilen bir anne bana daha faydalı geliyor. Ben sanırım o tür kadınları daha çok seviyorum. Beğenmediğim bir konu var ki, eğer bir gün araba tamiriyle ilgili bilgiye ihtiyacım olursa bu kitabı açar neyi nasıl yapacağımı buradan bakabilirim. Bir edebiyat kitabında bu kadar araba tamiri detayı neden yazılır? Bir başka eleştirim şu olacak ki, Tom karakteri hikayede yarım kaldı. Yazar okuyucuya mı bırakmak istedi geri kalan her şeyi yoksa artık bu kadar yazmak yeter mi dedi, kararsızım. Eğer okuyucuya bıraktıysa, bence yağmur hiç dinmedi. En azından gelecek yaza