Onu tanıdığımda maviydim ve o da siyahti.Ona doğru çekilerek,onun siyahlığına hayran kalarak geçirdiğim günlerin sonunda giriye karışmıştım.Siyahlığını korumaya devam ederken, beni kendi siyahlığına bulaştırmadan maviliğime itmek için elinden geleni yapmıştı. Giriye karışan mavim, karıştığı giriye veda ettiğinde ise bu sefer de o kendi rengini yitirmişti.
İmkansızmış gibi dursa da sarıya bulanmıştı siyahı ve o, artık hüznün rengiyle nefes alıp verir olmuştu. Vedasız gidenlerin ardında kalan o, hüzne bulanmıştı ve benim onun bulundığı hüznünden çekip kurtarmama bile izin vermemişti.