Soğuk bir günde bir grup kirpi karşılaşıyor, ısınmak için birbirlerine sokuluyorlar ama dikenleri birbirine batıyor. Derken birbirlerinden ayrılıyorlar; o zaman da üşüyorlar ama en nihayetinde, ileri geri hareket ederek dikenlerini birbirlerine batırmadan ısınabilecekleri en uygun mesafeyi buluyorlar. Bu epey ince işçilik; kimseye batmayacaksın ve diğerlerinin dileklerinin sana batmasını da engelleyeceksin. Beraberce, ahenkle salınacaksın. Ta ki en iyi mesafeyi bulana kadar.
Şişede durduğu gibi durmuyor, denir ya... İnsan da öyle; şişede durduğumuz gibi durmuyoruz. Farklı tepkimelere giriyoruz. Hikâyenin bir yerlerinde dönüşüyoruz. Bir vakitler senin için sıkıntılı olmayan sana sıkıntı vermeye başlıyor.
Hayat, bizi hayatta kalmak için dünya malına sevk edebilir, kandırabilir, bizi yoklukla korkutabilir. Ama korkacağımız şey rızık değildir. Çünkü bize rızkı veren kullar değil, Allah'tır. Bir şeyden korkacaksak, bu dünyada yok olmaktan, öte taraftaki yokluktan korkmalıyız. Her iki dünyada da geçerli olan tek hazine gönül kazanmaktır.