Ölümle teselli olur mu! Kavuşulacak, Allah'ın Elçisi'yse elbette! Ah, nasıl üzülmüştü ayrılık vaktine Fatıma! Ah, nasıl sevinmişti adı "ölüm" olsa bile buluşma vaktine. . .
Hurma için elleri şişene kadar kuyudan su çe ken ve Hz. Peygamber'in evine gidip kazancını payla şan Ali! Elbisenin eskisini, kalbin yenisini makbul gö ren, üzerine elbise alabilmek için kılıcını satmak zorun da kalan Ali! "Bu kılıcı kim benden satın alacak? Yer den tohum bitiren Allah'a yemin ederim ki çok kere bu kılıçla Resfilullah'ın (sav) yüzündeki üzüntüyü gider dim. Şayet giysi alacak param olsaydı kılıcımı satmaz dım!" diye yükselen sesiyle kılıcını değil, belki de dün yayı satılığa çıkaran Ali! Zira ona göre dünya, aldatıcı
bir yalan, şaşırtıcı bir hayal ve anlamsız bir şiirdi.
Cehenneme inanıp günah işleyenler ve Allah'a inanıp dünyayla rahatlayanlar şaşırtmaktadır onu. Hele bir topluluk vardır ki onlara akıl sır erdire mez: Şeytanı düşman bilse de ona itaat edenler...