Ne için üzgün olduğumu bilmiyorum; ama içimde adı konmamış bir ağırlık büyüyor. Omuzlarım, görünmeyen yüklerin altında sessizce çökerken, ben kendimi unutmanın yollarını arıyorum. Müzik, düşüncelerimin sesini bastırmaya yetmiyor; oyalandığım her şey, içimdeki boşluğu daha da belirginleştiriyor. Günler geçiyor, ben geçemiyorum; bir yanım hep aynı yerde, aynı yorgunlukta kalıyor. Ve ben, ne tam düşebilen ne de gerçekten yürüyebilen biri gibi, kendi içimde ağır ağır kayboluyorum