..Ne yaparsak yapalım,ölçüsüzlük insanın yüreğinde,yalnız köşesinde yerini hep koruyacaktır.Hepimiz zindanlarımızı,cinayetlerimizi, yıkımlarımızı kendi içimizde taşırız.Ama görevimiz bunları yeryüzüne salıvermek değildir; ister kendi içimizde olsunlar,ister başkalarında,onlarla savaşmaktır.
Ölümün karşısına dikilerek insan türü üzerine yaman bir ölümsüzlük kurmak isteyen başkaldırmışlar,şimdi kendi elleriyle öldürmek zorunda kaldıklarını görerek ürperiyorlar.
Aşkın sürmesini arzularız ama sürmediğini biliriz; bir mucize olsa da bütün bir yaşam boyunca sürse bile tamamlanmış olmazdı.Bu doymak bilmez sürme gereksinimi içinde,yeryüzü acısının ölümsüz olduğunu bilseydik,belki daha iyi anlardık bu acıyı.Kimi büyük ruhları acıdan çok, bu acının sürmemesi dehşete düşürüyormuş gibi görünür. Sonu gelmez bir mutluluk yokluğunda,uzun bir acı bir yazgı olurdu hiç değilse. Bir sabah, bunca umutsuzluktan sonra, bastırılamaz bir yaşama arzusu bize her şeyin bittiğini,mutluluk gibi acının da bir anlamı kalmadığını bildirecektir.