VOYNİTSKİ:
[SONYA'nın saçlarını okşayarak] . Yavrum
benim, ne kadar acı çekiyorum, bilsen! Ah,
ne acı çektiğimi bir bilsen!
SONYA:
Ne yapalım, yaşamak zorundayız! [Sessizlik] Yaşayacağız, Vanya Dayı. Önümüzde ne uzun günler, ne uzun geceler var daha. Kaderin bize layık gördüğü tüm güçlükIere sabırla göğüs gereceğiz. Şimdi olduğu gibi yaşlılığımızda da durup dinlenmeden çalışacağız. Günü, saati gelince de ölüme boyun eğeceğiz. İşte ancak orada, mezarlarımızda, nice acı çektiğimizi, nice gözyaşı döktüğümüzü, nasıl zor bir yaşamımız olduğunu bir bir anlatacağız.
Tanrı işte o zaman bize acıyacak. İşte o zaman, dayıcığım, canım dayım benim, bizim için ilahi, güzel, harika bir yaşam başlayacak. Öyle mutlu olacağız ki bugünkü zavallı yaşantımızı iç huzuru ve tebessümle hatırlayacağız...
Biliyor musun, keşke ömrümüzün geri kalanını başka bir biçimde yaşamak mümkün olsaydı. Güneşli bir sabahın serinliğinde, hayata
sıfırdan başladığını bilerek uyanmak ... Geçmişin tamamen unutulup bir sis gibi dağıldığını hissetmek
.
.
.
[Ağlar.] Yepyeni bir hayata sıfırdan başlamak ... Nasıl başlanır, söyleyin ... Nereden başlanır?