Hayat yolunun beklenmedik bir anında karşımıza çıkıveren ve sonra yine aynı şekilde aniden, arkalarında silinmez izler ve bir pişmanlık duygusu bırakarak kaybolan kimi olağanüstü insanlar vardır. Tıpkı karanlıkta çakılmış bir kibritin ateşi gibi, kalbimizin nemli çırasını ısıtırlar ve sonra da yok olurlar.
Sözlerime gülecek kadar yakınıma hoş geldin
ne yakınmış meğer, aşk yüzünü güldürsün
kocadığında dedikleri gün! Aynalara yeniden
hevesim geldi, güldürdüğün yüzümü göresim
geldi! Pek sevindirdin de beni, bıraktım dünyanın
işini bu dünyaya: Kutsal bir işim var dedim,
Tanrının sevdiği bir iş: Seni sevmektir görevim
gece sadece gece, bense açık kaldığından
utanan bir lambayım sadece, titrek
ve kekeme ve kendi karanlığı içinde,
ben değilim şairin lambası, şiir başka,
karanlık başka yerde, gece şiirli gece,
Şairin hem gündüzü hem de lambası gece.