Bu romanı okurken içimde ağır bir sessizlik hissettim. Sayfalar ilerledikçe, karakterlerin değil sanki kendi suskunluğumun anlatıldığını düşündüm. Herkes yaşıyor ama kimse gerçekten mutlu değil; bunu okumak beni hem üzdü hem düşündürdü. Bazı cümlelerde durup uzun uzun düşündüm, çünkü korkuların insanı nasıl yavaş yavaş içten öldürdüğünü hissettim. Kitabı bitirdiğimde içimde bir boşluk kaldı ama aynı zamanda bir uyanış vardı. Abbas Maroufi bana, yaşamaktan çok hissetmenin ne kadar önemli olduğunu hissettirdi.