Akrep Gibisin Kardeşim,
korkak Bir Karanlık İçindesin Akrep Gibi.
serçe Gibisin Kardeşim,
serçenin Telaşı İçindesin.
midye Gibisin Kardeşim,
midye Gibi Kapalı, Rahat.
ve Sönmüş Bir Yanardağ Ağzı Gibi Korkunçsun, Kardeşim.
bir Değil,
beş Değil,
yüz Milyonlarlasın Maalesef.
koyun Gibisin Kardeşim,
gocuklu Celep Kaldırınca Sopasını
sürüye Katılıverirsin Hemen
ve âdeta Mağrur, Koşarsın Salhaneye.
dünyanın En Tuhaf Mahlukusun Yani,
hani Şu Derya İçre Olup
deryayı Bilmiyen Balıktan Da Tuhaf.
ve Bu Dünyada, Bu Zulüm
senin Sayende.
ve Açsak, Yorgunsak, Alkan İçindeysek Eğer
ve Hâlâ Şarabımızı Vermek İçin Üzüm Gibi Eziliyorsak
kabahat Senin,
— Demeğe De Dilim Varmıyor Ama —
kabahatın Çoğu Senin, Canım Kardeşim!
Nazım Hikmet Ran
"Bu ülkede insanca bir gün yaşamadık. Mutlu bir gün yaşamamıza izin vermediler," demişti. "Gördüğü her beyaz arabayı devlet sanan ve sırf bu yüzden anacaddelerde yürümeye korkan nesiller yetişti bu ülkede. İnsan gibi nasıl yaşanır tasavvur bile edemedik. Asık suratlı çocuklar, gençler yarattılar bizlerden. Daha ciddi meselelerimiz vardı çünkü. Onlar her gecemizi ihtilal renklerine boyadıkça, biz her gece devrim düşleri gördük. Bizim de payımıza direnmek düştü."