Az evvel ateşlere gelesice kontenjanından itin mabadına soktuğu, “o adam” la yeniden biz olabilme sürati karşısında saygıyla eğildim. Evlilik dedikleri delilik, tam da böyle bir kara delikti.
Nasıl ki bir manzarayı betimlerken düzlüğe çıkıp
dağları ve yüksek yerleri, yüksek yerlere çıkıp düzlükleri gözlemleriz; halkın karakterini tanımak için hükümdar, hükümdarların doğasını bilmek için de halk olmak gerek.
İçimde söylemek istediğim çok șey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu
bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her șey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum... Ama anlatamyorum..