Ayeti kerimede şöyle buyrulur: "Ve biz, (insanlar dahil) her şeyi çift yarattık. Umulur ki öğüt alırsınız." Her şeyin çift yaratılmasının hikmeti ise iki parçanın sahip oldukları işlevlerle birlikte bir bütün oluşturabilmesidir. Bunu ayakkabının iki teki olarak düşünebiliriz. Teklerden biri sağ, diğeri ise sol ayak içindir. Dolayısıyla fonksiyonları farklıdır ve birbirlerinin işlevlerini yerine getiremezler. Fakat ikisi de eşit değere sahiptir. Çünkü aynı derecede iş görürler ve ancak bir araya geldiklerinde anlamlı bir bütün oluşturabilirler.
1800'lü yıllarda başlayan ve günümüze kadar sanat, edebiyat, sinema ve felsefe gibi tüm dallara sirayet eden feminist ideolojinin ise eşitlik anlayışı farklıdır. Ne yazık ki toplumsal olarak kabul gören eşitlik kavramı da tam olarak onların istediği şekildedir. Bu anlayışa göre, kadın ve erkek biyolojik, ruhsal ve mental farklılıkları baza almaksızın birbirinin tam olarak eşitidir. Ayakkabı alegorisi üzerinden gidersek bunun ne kadar komik bir hipotez olduğunu görürüz. Feminizm bize erkeğin de kadının da bir çift ayakkabı olduğunu söyler. Yani erkek/kadın hangi işlevleri yapabiliyorsa aynılarını kadının/ erkeğin de yapabileceğini öne sürer. Hâlbuki İslam, erkek ve kadını kendi kefelerine koyarak ve makul bir eşitlik düzeni getirerek kadına bu paçoz fikirlerin sunduğu değerden daha fazlasını sunar.