Bahara özgü bir yok olma, yıkımdan daha çok bir sona ermedir ölüm, bizzat kendimizin üstüne daha iyi çıkalım diye döndürür başımızı; aşk da öyledir, birçok yönden akrabadır ölümle: ikisi varoluşumuzun sınırlarını parçalayacak derecede zorlar, bizi darmadağın edip güçlendirir, bütünlük diye bin dereden su getirip yıkıntıya çevirirler. Birbirinden ayrılmaz olduğu kadar birbirine de indirgenemez olan öğeleri temel bir muğlaklık oluşturur.