67. Sizi (atanız Âdem'i) topraktan, sonra (ayrı ayrı) sizi bir meni(deki sperma)dan, sonra alakadan ("rahim duvarına asılıp gömülen hücre topluluğu"ndan.¹) yaratan; sonra bir bebek olarak (sizi dünyaya) çıkaran, sonra yiğitlik çağınıza ere-siniz, sonra da ihtiyarlar olasınız diye yaşatan² O'dur. İçinizden kimine de (yiğitlik ve ihtiyarlık çağın şa dan) önce ölüm gelip çata)r. Kiminizin ömrü (belli) bir vadeye kadar uzatılır. (Allah bunları) düşünesiniz diye (yapmakta)dır.
68. Yaşatan ve öldüren O'dur. Bir işin olmasını dilediği zaman, ona sadece "ol" der, o da oluverir.
İlim yahut bilgi kendi ba-şına bir cevher değildir. İlim/bilgi, bir hakikati ve gerçekliği işaret eden bir vasıtadır. Bilginin mânâsı, işaret ettiği şeydedir. Işaret, tıpkı bilgi gibi kendi başına bir hakikat değil, bizi kendinin öte-sinde bir gerçekliğe yönlendiren şeydir. Bir işaret levhası ne kadar güzel olursa olsun, amacı bizi işaret ettiği yere sevk etmektir. İşaretin önünde durmak, bizi işaret edilen yere götürmez. İşarete bakıp, mânâsını anlayıp, işaret ettiği yöne doğru yönelmemizdir esas olan. Evrenin bir işaret olması da bu noktada tebellür eder: Alem, Allah'ın işaretlerindendir ve evrenin ötesindeki hakika-ti ve mânâyı yani âlemi var eden kaynağı işaret eder
Atomize edilmiş modern birey, parçalara ayrıldıktan sonra bir araya gelemeyen ve bu yüzden de sürekli arıza veren bir maki-ne mesabesine indirgendi. Psikoloji, sosyoloji, ekonomi, istatistik gibi modern bilimler bu parçalardan birini esas alarak insanı ta-nımlamaya ve kendince tedavi etmeye çalışıyor fakat ürettikleri parçacı yöntemler, insanı giderek daha paramparça ve kırılgan hâle getiriyor. Beş duyu organı arasındaki bütünlüğü kaybettiği zaman en basit fizikî eylemleri bile yerine getiremeyen insanın aklı, kalbi, vicdanı, sezgisi, irfanı ve merhameti parçalara ayrılmış bir organizma olarak çevresiyle, hemcinsi olan insanlarla, evrenle ve Tanrı'yla sağlıklı bir ilişki kurabilmesi mümkün mü?