BIBLIOBIBULI
Kelime yaratmak, katıdilcileri öfkelendirse bile, galiba önüne geçilmesi mümkün olmayan bir tutku. Sıfatları fiilleştirmek, Latince ve Yunanca’yı evlendirip yeni kavramlar türetmek, halk deyişleri ile sofistike söylemlerin birlikteliğinden anlamsal sinerjiler yaratmak, yeryüzünde konuşulan her dil için söz konusudur.
Bizde de “entel”, “zonta”, “maganda” ve benzeri kavramlar, böyle doğmadı mı?
The New York Times’ın yazarı Charles H. Elster, İngilizce’nin bu tür türetilmiş kelimelerini irdeliyordu son yazısında.
Örneğin kadınlara eşit haklar için mücadele edenlere “feminist” denilince, Bernard Shaw da erkek hakları için mücadele edenlere “hominist” demiş. Bir başka yazar da (H. L. Mencken), “çok okuyan”lar için “bibliobibuli” kelimesini türetmiş.
Süzüldükleri kanıksam. Böyle sayısız kelime çıkar karşımıza.
Örneğin, işsiz güçsüz, aylak adamlar vardır. Ama bulundukları toplulukta, davranışları ve giysileri ile ilgi toplarlar, saygı görürler. Webster sözlüğü bunlar için “stalko” diyor.
Kendilerini sürekli hasta zanneden, ama aslında turp gibi sağlam olanların adı “gork”muş. Bu “gork” kelimesi, İngilizce’nin “sadece Allah bilir” anlamına gelen God only really knows deyimindeki kelimelerin baş harflerinden türemiş.
İçinde hep geç kalmışlık duygusu olan ve sık sık saatlerine bakanlar için türetilen kelime, “chronofobe”.
Bir davette size yapışıp, incir çekirdeğini doldurmayan sözlerle canınızı sıkan kişilerin tanımlandığı kelime “macrologist”. “Macrology” de “ileri boş uzun konuşma” demekmiş zaten.
İnsanları sevmeyenlere “misanthrope” denildiğini biliyoruz. Bu kelimeden giderek, kadınları sevmeyenlere “misogynist”, erkekleri sevmeyenlere de “misandrist” deniliyormuş artık.
Modayı izlemekten başka derdi olmayanların adı “fashimite”, dükkân dükkân dolaşıp