Çekişmeleri iyi niyetli çabalarla yatıştırmak, bulanık olanı aydınlığa kavuşturmak, kargaşayı gidermek, görünüşte genellik niteliğinden yoksun olanı herkese ortak kılabilmek sanatı, ancak pek az ölümlünün sahip olabildiği bu sanat, Erasmus'un beklemesini bilen dehasının güçlü yanıydı.
Hiçbir ülkeye sürekli bağlı olmayan, tüm ülkeleri vatan bilen ilk bilinçli ve kozmopolit Avrupalı Erasmus için, herhangi bir ulusun ötekine üstünlüğü söz konusu olamazdı.Kendini, ulusları sadece yetiştirdikleri en değerli, en parlak düşünürlerine göre, başka deyişle en seçme kişilerini ölçü alarak değerlendirmek yolunda eğitmiş olduğundan, bütün ulusları sevebilmesini hiçbir şey engellemiyordu.
Değişik ülkelerin, ırkların ve sınıfların değerlerini büyük bir bilgeler topluluğu içerisinde birleştirmeyi, bu yüce isteği hayatının temel hedefi bilmişti.