Bir Kadının Yaşamından 24 Saat, Avusturyalı yazar Stefan Zweig’ın bir kadının bir nefeste hiç unutamayacağı 24 saatlik bir gününü anlatan novellasıdır. Kitap, 1920’li yılların sonlarında Avrupa’nın “kibar ve elit” tabakasının iki yüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel bir tavır önümüze sunuyor. Dönemin sosyolojik yapısını eleştiren Zweig, karakterlerin duygusal yapılarını, ruhsal durumlarını okuyucuya derin bir şekilde aktarıyor. Tutku, korku, cesaret, ve saplantının nasıl hayal kırıklığına dönüştüğünü görüyoruz kitapta.
Bir Kadının Yaşamından 24 Saat kitabı, 1900’lü yılların başlarında Fransız Rivierası kıyısında, burjuva sınıfından insanların konakladığı küçük bir pansiyonda yaşanan bir olayın anlatımı ile başlamaktadır. Pansiyonda konaklayan insanlar, evli ve çocuklu soylu bir kadının, daha bir kaç saattir tanıdığı Fransız bir genç ile ilişki yaşayıp, ailesini, saygınlığını bırakıp kaçması üzerine konuşmaktadırlar. Daha sonra roman, otelde kalan ve herkes tarafından saygı duyulan Bayan C’nin geçmişinde, kimseye anlatamadığı, sadece 24 saat süren fakat hayatı boyunca onunla olan gizli hikayesiyle şekillenip devam eder. Kitap Bayan C.’nin bu bir günlük hikayesini konu almaktadır. Hayatının sadece 24 saatlik kısacık bir bölümünü oluşturan, ancak etkisinden kurtulamadığı bu olayı tanımadığı birine anlatır Mrs. C. Belki de, kabul edemediği ve kendisine bile itiraf edemediği bu gerçeği hiç tanımadığı birine anlatarak, ruhunu, kalbini bu ağır yükün altından kurtarmak ister.
"Ne daha önce ne de daha sonra o saniyede yaşadığım şaşkınlığı ve öfke dolu çaresizliği yaşamadım, her şeyi göze almaya hazırken – biriktirdiğim, üst üste yığdığım, bir arada tuttuğum hayatımı bir teknede fırlatıp atmaya hazırken- ansızın karşımda bir anlamsızlık duvarı bulmuştum ve benim