Bazen olanların hiçbirinin olmadığı duygusuna kapılıyorum, çünkü hiçbir șey kesintisiz olmuyor, hiçbir şey sürekli değil, sürüp gitmiyor, hiç durmadan hatırlanamıyor ve var olanların en rutinine en sıradanına kadar her şey görünüşteki tekrarında kendisini reddediyor, "hiç kimse önceden olduğu şey ya da kişi değildir" dedirtene kadar kendisinden vazgeçiyor ve dünya sõylenmeyeni, olmayanı, bilinmeyeni ve kanıtlanamayanı bilen, gören, duyan belleksizlerin itmesiyle belli belirsiz dönmeye devam ediyor.
Tıpkı bazen bizi her şeyi bırakıp belirsiz bir süre boyunca yatakta yaşamaya ve dünyaya sadece yastığımızdan bakmaya mecbur eden bir hastalık gibi benim evliliğim de bir anda mevcut tüm alışkanlıklarımı, inançlarımı ve en önemlisi hayata bakışımı rafa kaldırmıştı.